...diye başladım. "sen benim kim olduğumu biliyor musun ulan !" diye de devam ettim.
"biliyoruz, ondan almıyoruz" dediler. bak sen. ukalalığa gel. neymiş efendim geçen sefer geldiğimde, yan masamda oturan bir bayana büyük rahatsızlık vermişim.
rahatsızlık dediği de asılma falan değil ha, aman yanlış anlamayın. asılmayla işimiz olmaz bu saatten sonra. zaten şimdiye kadar astıklarımızı geçtim, katlayıp kenara koyduklarımızla birlikte, şifonyer gibi geziyoruz aylardır. adeta yani.
rahatsızlık dediği rakıyı çekince biraz argo konuşmuşuz, biraz fazla bağırmışız hepsi bu. şimdi ben 40 yıllık olay demir, boğazda balık yiyorum diye konuşmamı mı değiştireceğim kardeşim ? olmaz öyle şey ! olmaz !
hem değiştirmek istemesem bile olmaz. bana gelmez. siyaset meydanı formatı bana ters. zaten siyaset meydanı formatı ali kırcaya bile ters. abim o stresi atmak için nasıl tokatlıyordu hepimiz hatırlıyoruz.
ne yapayım şimdi ben de mi tokatlayayım. kadın mı döveyim ? o zaman mı alacaksınız beni içeri ? mümkün mü ulan bu !
neyse efendim, biraz hır hür çıktı tabi ama şef garsona, garsonlara dağıtması için verdiğim 1000, eve götürmesi için verdiğim 500 dolardan sonra işler bir anda tatlıya bağlandı.
tatlı bu sefer müessesenin ikramı tabi.
kare blog. kareler.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder